Uzmanlar, havaların ısınmasıyla kenelerin yaydığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskinin arttığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Balkan, vaka sayısının artacağı ve hastalığın ölümcül olabileceği uyarısı yaptı.
Sıcaklıkların artmasıyla birlikte kenelerin taşıdığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski yükseldi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, virüsün ölümcül olabildiği uyarısında bulunarak vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı.
Prof. Dr. Balkan, kenelerin Nisan ortasından Eylül ortasına kadar aktif olduğunu ve toprak sıcaklığının 16-18 dereceye ulaşmasıyla hastalık bulaştırmaya başladığını belirtti. Ülkemizde KKKA, Lyme ve Akdeniz Benekli Ateşi gibi kene kaynaklı hastalıkların görüldüğünü, KKKA’nın özellikle Kelkit Vadisi ile Doğu Karadeniz ve Orta Anadolu hattındaki illerde, Sivas, Çorum, Tokat gibi bölgelerde yoğunlaştığını ifade etti.
Kırsal alanlarda çalışanlar, piknik yapanlar ve tarım-hayvancılıkla uğraşanların özellikle dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Balkan, kenelerin vücuda tutunduğunu fark etmenin zor olabileceğini söyledi. Piknik alanlarında çimen yerine örtü kullanılması ve eve dönüldüğünde vücudun detaylıca kontrol edilmesi gerektiğini belirtti. Diz arkası, kulak arkası ve saçlı deri gibi bölgelerin kene tutunması açısından riskli olduğunu ekledi.
Kenenin kesinlikle çıplak elle çıkarılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Balkan, tutunma durumunda peçete ile nazikçe alınabileceğini, ancak kene deriye yapışmışsa cımbızla baş kısmı koparılmadan çıkarılması gerektiğini ifade etti. Kene çıkarılırken baş kısmının ciltte kalması durumunda hastalığın bulaşma riskinin arttığını kaydetti.
KKKA belirtilerinin kene tutunmasından sonraki 10 gün içinde ortaya çıkabildiğini açıklayan Prof. Dr. Balkan, halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı, mide bulantısı gibi gribi andıran belirtilerin görülebileceğini söyledi. İlk 2-3 gün belirti olmayabileceği için hastaların durumu fark etmekte gecikebildiğini belirtti.
Kene tutunmasını takip eden 10 gün içinde herhangi bir belirti görülmesi halinde derhal sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Balkan, virüsün yayılmasıyla çoklu organ yetmezliği ve vücut içinde kanamalara yol açabilen ağır bir klinik tablo oluşturabildiğini belirtti. Destek tedavisi uygulandığını, ancak virüse özgü etkili bir antiviral tedavi veya aşı bulunmadığını, bu nedenle zamanla yarıştıklarını ifade etti.
Yıllık vaka sayısının 500 ila bin arasında değiştiğini ve bu vakaların yüzde 3 ila 5’inin ölümle sonuçlanabildiğini aktaran Prof. Dr. Balkan, vakaların yüzde 10-15’inin ağır seyrettiğini, eşlik eden başka hastalıkların bulunmasının riski artırdığını ekledi. İyi takip edilmediği takdirde hastalığın ölümcül olabildiğini söyledi.
Prof. Dr. Balkan, sıcaklıkların yeni başladığını ve vaka sayısının artacağı yönünde bir risk bulunduğunu belirterek vatandaşların daha dikkatli olmalarını istedi. Çocukları ve sevdiklerini korumak için önlemlerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Aile fertlerinin birbirlerini kene kontrolü yaparak bu önlemi alabileceğini, açık renk kıyafetlerin kenelerin fark edilmesini kolaylaştıracağını sözlerine ekledi.
Kene teması durumunda hastanın gözlem altına alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Balkan, tanı konulana kadar hastaların takip edildiğini söyledi. Özellikle Nisan-Eylül ayları arasında keneyle ilişkili hastalıkların görüldüğü bölgelerde yaşayan vatandaşların duyarlı olmalarının erken tanı ve tedavi açısından hayat kurtarıcı olacağını ifade etti. Kenenin bütünlüğünü koruyarak çıkarılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Balkan, çıkarılan bölgenin sabunlu suyla yıkanması gerektiğini belirtti. Kene üzerine kimyasal madde uygulanmasının kenenin kusmasına yol açarak hastalığı daha fazla bulaştırabileceği için kesinlikle önerilmediğini ve kene bütünlüğünün bozulmadan çıkarılamaması durumunda hiç dokunmadan sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.
Yorum Yap