Markanızı tescil ettirmezseniz hangi risklerle karşılaşırsınız?

Bir işareti yıllarca kullanmış olmak, Türkiye’de o işaret üzerinde münhasır bir marka hakkı doğurmaz. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu marka korumasını tescile bağlar. Tescilsiz kullanım hukuken görünmez değildir, ancak sicilde bir kaydı olmadığı için her seferinde yeniden ispat edilmesi gereken bir konumdur. Tescil ettirmemenin somut riski de tam burada başlar, çünkü hakkınızı savunmaya geçmeden önce hakkın varlığını kanıtlamanız gerekir.
Bu ayrım kağıt üzerinde teknik durur; pratikte tabelanın, ambalajın, alan adının ve pazaryeri ilanlarının kaderini belirler. Kendi kurduğunuz ismi bırakmak zorunda kalmak, bu konumun sonuçlarından yalnızca biridir.
Kullanmak tek başına marka hakkı doğurur mu?
Kısa cevap hayır. Münhasır hak tescille doğar. Buna karşılık tescilsiz kullanım hukuken tamamen değersiz sayılmaz. Bir başkasının başvuru tarihinden önce o işaret üzerinde ticaret sırasında hak elde ettiğini ortaya koyabilen kişi, Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanan başvuruya yayıma itiraz edebilir; tescil tamamlanmışsa hükümsüzlük talebiyle mahkemeye başvurabilir. Kötü niyetli tescil de ayrı bir hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilir.
Fark, hakkın nasıl gösterildiğindedir. Tescilli marka sahibi hakkını sicil kaydıyla ortaya koyar. Tescilsiz kullanan ise hakkını delille kurmak zorundadır: kullanımın ne zaman başladığı, kesintisiz sürüp sürmediği, hangi mal ve hizmetlerde yürüdüğü ve hangi çevrede bilinir hale geldiği ayrı ayrı gösterilir. Bu yol kapalı değildir, fakat zaman, emek ve belirsizlik içerir.
Aynı işareti bir başkası tescil ettirdiğinde tablo tersine döner
Tescilsiz kullanımda asıl kırılma noktası, aynı ya da karıştırılma ihtimali doğuracak kadar benzer bir işaretin başkası adına tescil edilmesiyle yaşanır. O andan sonra sicilde marka sahibi olarak görünen taraf karşı taraftır. Kullanımın durdurulması, ürünlere el konulması ve ihtiyati tedbir talepleri, kendi kurduğunuz isim üzerinden size yöneltilebilir.
Savunma imkanı elbette vardır, fakat yön değişmiştir. Artık tescilli bir hakka dayanan tarafa karşı kendi önceki kullanımınızı ispat etmeye çalışırsınız ve bunu işletme faaliyeti sürerken yaparsınız. Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki cezai hükümler tescilli marka hakkına tecavüz için düzenlendiğinden, cezai şikayet yolu da bu senaryoda karşı tarafın elindedir.
Tescilli marka ile tescilsiz kullanımın pratikteki ayrım noktaları
İki konum arasındaki fark, aynı sorular yan yana konduğunda netleşir.
|
Karşılaştırma noktası |
Tescilli marka |
Tescilsiz kullanım |
|---|---|---|
|
Hakkın dayanağı |
TÜRKPATENT sicilindeki kayıt |
Kullanımın delille ispatı |
|
Coğrafi kapsam |
Türkiye geneli |
Fiilen bilinir hale geldiği çevreyle sınırlı |
|
Dayanılacak hukuki zemin |
Marka hakkına tecavüz hükümleri |
Haksız rekabet hükümleri ve hükümsüzlük davası |
|
Cezai şikayet |
Kanunda tescilli marka için öngörülmüştür |
Bu yol açık değildir |
|
Pazaryeri ve platform şikayeti |
Tescil belgesiyle yürütülür |
Belge sunulamadığı için sınırlı kalır |
|
Devir, lisans ve rehin |
Sicile işlenebilir |
Yalnızca sözleşme ilişkisi olarak kurulur |
|
Yurt dışına taşıma |
Madrid Sistemi ile tek başvurudan yürür |
Menşe başvurusu bulunmadığı için kapalıdır |
Tablodaki farkların çoğu, işaret piyasaya çıkmadan önce verilen kararlarla belirlenir. Benzerlik araştırmasının yapılması, mal ve hizmet listesinin gerçek faaliyete göre kurulması ve olası itirazların önceden okunması gerektiği için TÜRKPATENT başvurusunda marka tescil avukatı desteği, ihtilaf büyüdükten sonra yürütülecek bir hükümsüzlük dosyasına kıyasla çok daha dar bir teknik alanda çalışır.
Zamanın tescilsiz kullanan aleyhine işlediği iki eşik
Birincisi itiraz penceresidir. Bir marka başvurusu Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığında, yayımdan itibaren iki ay içinde yayıma itiraz edilebilir. Bülten izlenmiyorsa bu pencere fark edilmeden kapanır ve geriye kalan yol, çok daha ağır işleyen hükümsüzlük davasına döner.
İkincisi sessiz kalma yoluyla hak kaybıdır. Sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği halde beş yıl boyunca sessiz kalan hak sahibi, hükümsüzlük iddiasını ileri sürme imkanını kaybedebilir. Tescilli markada koruma başvuru tarihinden itibaren on yıl sürer ve onar yıllık dönemlerle yenilenir. Tescilsiz kullanımda ise geçen süre iki yönlü çalışır: bilinirliği artırırken, karşı tarafın tesciline itiraz etme imkanını daraltabilir.
İsmi bırakmak zorunda kalmak neyi yeniden kurmayı gerektirir?
Hukuki sonuç bir kez ortaya çıktığında asıl yük operasyona biner. İşaretin göründüğü her yüzeyin yeniden düzenlenmesi gerekir ve bunların bir kısmı geri alınamaz.
- Tabela, basılı malzeme, ambalaj ve etiketler
- Alan adı, e-posta düzeni ve site içi bağlantı yapısı
- Pazaryeri mağaza adları, ilan başlıkları ve sosyal medya hesapları
- Sözleşmelerde, faturalarda ve bayilik ilişkilerinde geçen ticari ad
- Eski isimle kurulmuş arama görünürlüğü ve müşteri tanınırlığı
Bu kalemlerin çoğu tek seferde çözülebilir. Yeniden kurulamayan şey, müşterinin isimle kurduğu tanışıklıktır; çünkü marka değeri işaretin kendisinde değil, o tanışıklıkta birikir.
Riskin büyüklüğünü hangi değişkenler belirler?
Tescilsiz kalmanın ağırlığı her işletmede aynı değildir. Risk, işaret ayırt edici oldukça ve piyasada görünürlük kazandıkça büyür; aynı mal ve hizmet sınıflarında rekabet yoğunsa bir başkasının aynı işarete yönelme ihtimali artar. Bayilik, franchise ya da yatırımcı görüşmesi gündemdeyse karşı taraf marka hakkının kime ait olduğunu sicilden görmek ister. Yurt dışına açılma planı varsa, Madrid Sistemi ile tek başvuruda 130’dan fazla ülkede koruma isteme imkanı Türkiye’deki başvuruya veya tescile bağlı olduğundan, tescilsiz kalmak bu kapıyı da kapatır.
Buradaki değerlendirmeler genel çerçeveyi anlatır. Hangi riskin sizin işaretiniz bakımından öne çıktığı; kullanımın ne zaman başladığına, hangi sınıflarda faaliyet gösterdiğinize ve karşı tarafın başvuru tarihine göre değişir, bu yüzden sonuç ancak dosyanın kendi verileriyle konuşulabilir. Mia Hukuk & Danışmanlık’ta bu iki taraf tek elde toplanır: kurucu Av. Meryem Ayık avukatlık yetkisini Bursa Barosu kaydından, marka vekilliği yetkisini Türk Patent ve Marka Kurumu kaydından alır. Böylece başvuru tarafındaki tercihlerle olası bir dava dosyasının delil zemini birlikte kurulabilir. Kendi işaretiniz bakımından nerede durduğunuzu görmek istiyorsanız, kullanım kayıtlarınızla birlikte hukuki değerlendirme alın.